Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nisanur Dergisi  (Okunma Sayısı 3618 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« : 15 Aralık 2011, 16:34:06 »

Kadrosunun tamamını kadın yazarların oluşturduğu ve "Kur`an eksenli-sünnet bilinçli bir aile" şiarıyla yola çıkan Nisanur isimli aile, kültür ve eğitim dergisi 15 Aralık`ta okuyucusuyla buluştu.


Doğruhaber / Kültür

Günlük yaşantımızda büyük ölçüde yer edinen basın ve yayın organlarının dergi ayağı gün geçtikçe genişliyor.
 
Moda, kültür-sanat, yemek tarifleri, elişi ve bilim-teknoloji alanlarında olduğu gibi toplumun öncelikli ihtiyacı olan maneviyat alanında da bu çalışmaların olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda yayın hayatına yeni başlayan ve kadrosunun tamamını bayan yazarların oluşturduğu NİSANUR isimli bayan dergisi önceki gün kitap ve kırtasiyelerdeki yerine almaya başladı.
 
Merkezi İstanbul’da bulunan ve bir bayanı her alanda bilgilendirmeyi amaçlayan derginin; “Kadın kimliğim benden ne ister? Nasıl daha iyi bir eş olabilirim? Nasıl bir anne olmalıyım?” gibi daha birçok soruya Kur’an ve sünnet ışığında açıklık getirmeyi hedefliyor
 
Nisanur’dan Kısa Kısa
Derginin ilk sayısında; Rana Çeçen “Kur’an ve Hayat” başlıklı yazısında Kur`an-ı Kerim’in hayatın her alanında Müslümanların atacağı adımları belirlediği, ALLAH-u Teâlâ’nın istediklerine uydukları takdirde aziz ve üstün olacaklarını belirterek, Kur`an`ın değindiği konulardan birinin de infak olduğuna dikkat çekiyor. Fatma Demir “Kadının Yaradılışındaki Sır” başlıklı yazısında; Kur`an`da kadının yaratılış felsefesinin onun diğer insanların yaratılışı gibi, her açıdan kemale ulaşması için olduğu, ibadet ve ALLAH`a kulluğun her insanın izzet ve özgürlüğünün sermayesi sayıldığını ve ancak kadının yaratılış hikmetinde huzur ve sükûn olduğu vurgulanıyor. “İslami Ailede Kadının Yeri” isimli yazısında Zeynep Erdem; İslami öğreti, kadınların ilk vazifesini açıklarken, asıl ve en önemli işlerinin çocuklarını terbiye etmeleri olduğunu belirterek, çocukların eğitilmesi, ailenin önemli işlerinden olduğu ve bundaki en büyük sorumluluğun annelerin omuzunda olduğu vurgulanarak; kadınların yüklendiği onurlu görevi dile getiriyor.
 
Selma Gündoğdu ise “İffet ve Hay┠başlıklı yazısında; Kadın ile erkeğin toplumun sağlam temeller üzerinde yükselmesinde en önemli etken olduğunu, birbirlerini sadakatsizlikte değil, saygı ve hürmetle gözetlemeleri gerektiğini vurgulayarak; kadınların, namahreme karşı bedenlerini örtmeleri ve cezbedilicikten şiddetle kaçınmalarını dile getiriyor. Ayrıca ilk sayıda gazetemiz yazarı Sümeyye ürük ve yazar Sabiha Ateş Alpat’ın Nisanur’un yayın hayatına başlamasıyla ilgili duygu ve düşünceleri de yer alıyor.
 
Okuyucularıyla bir bütün olmayı amaçlayan dergi; röportaj, yemek tarifleri, pratik bilgiler, okur mektupları ve günlük yaşamda bir bayanın ihtiyaç duyabileceği birçok konuyu da içinde barındırıyor.

İstanbul merkezli derginin irtibat numarası: +90212 562 60 06
Mail adresi ise: nisanur@nisanurdergisi.com

http://nisanurdergisi.com/
http://www.dogruhaber.com.tr/Haber/Nisanur-Dergisi-CIKTI-19368.html


« Son Düzenleme: 18 Mart 2013, 19:29:25 Gönderen: kaşif » Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1442
Konu Sayısı : 223
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1068

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #1 : 15 Aralık 2011, 17:37:40 »

Rabbim hayırlara vesile eylesin kardeşim. maşALLAH mustazaf derli kardeşlerimiz güzel çalışıyorlar...ALLAH siz kardeşlerimize yardım eylesin.
Kayıtlı
.. El-İntizaR ..
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1959
Konu Sayısı : 301
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 79

Kişisel Mesaj : ..hErşEy AşK'tan..
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : 15 Aralık 2011, 20:38:55 »

Hayırlara vesile olsun inşaALLAH...
Kayıtlı
Beytül Ahzan'in İmzasi

Şehrin Hallacıyım ..
Kimse dilimi bilmiyor ..
Kimse derdimi,aşkımı,dinimi,hayatımı,cinnetimi,feryadımı ve susuşumu anlamıyor ..


/Şehid Ali Şeriati-Çöle İniş/
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #3 : 26 Aralık 2011, 20:17:54 »

amin.inşALLAH hayırlara vesile olur.  ALLAH Müslümanların çalışmalarını bereketlendirsin.
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

.. El-İntizaR ..
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1959
Konu Sayısı : 301
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 79

Kişisel Mesaj : ..hErşEy AşK'tan..
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #4 : 26 Aralık 2011, 20:24:06 »

amin.inşALLAH hayırlara vesile olur.  ALLAH Müslümanların çalışmalarını bereketlendirsin.
Amin..
Kayıtlı
Beytül Ahzan'in İmzasi

Şehrin Hallacıyım ..
Kimse dilimi bilmiyor ..
Kimse derdimi,aşkımı,dinimi,hayatımı,cinnetimi,feryadımı ve susuşumu anlamıyor ..


/Şehid Ali Şeriati-Çöle İniş/
***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 266
Konu Sayısı : 8
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 36

Kişisel Mesaj : bismillahirrahmanirrahim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #5 : 27 Aralık 2011, 08:27:31 »

gerçekten çok faydalı çok güzel bir adım atıldı bu alanda hepsinden ALLAH RAZI Olsun ÇOK KAYDA DEĞER BİR DERGİ herkesede tavsiye ediyorum fiemenilleeh...
Kayıtlı
kahraman'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #6 : 18 Şubat 2012, 15:20:29 »

Nisanur Dergisi yeni sayısıyla okuyucusuyla buluştu.

Nisanur Dergisi Editör yazısı..

“Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetlerimizden gözler aydınlığı ihsan et ve bizi muttakiler için önder kıl…” (Furkan Suresi / 74)

Geceyi gündüze saran, kadını erkeğe erkeği de kadına libas kılan ALLAH’a hamdolsun… Kutlu veladetinin üzerinden asırlar geçmesine rağmen muştusu; yaşamımız ve sadrımızda hala taptaze olan kutlu Resul’e salât ve selam olsun…

Mevsim kış ve hayli çetin bir soğuk dört biryanımızı kuşatmış durumda. Yuvanın sıcaklığını en derinden hissettiğimiz bu zaman diliminde, uzun ve soğuk kış gecelerini imanî sohbetlerle daha da ısıtıp evimizi ilim meclisine dönüştürmemiz mümkündür. Bu ulvi görevden, evin reisi olan baba sorumlu olduğu gibi yuvanın reisi olan anne de sorumludur ve bu bilinçle hareket etmesi gerekir.

Kadın ve aileyi her yönüyle ele alıp sorun ve sıkıntılara asli çözümler sunmayı, bunun için de evvela Kitabullah’a ve Sünneti Seniyyeye başvurmayı şiar edinen dergimiz Nisanur, bu ay da dopdolu bir şekilde elinizde! Yazarlarımızın özveriyle hazırlamış olduğu yazılardan istifade edeceğinizi umud ederek kısaca değinmek istiyorum…

Arzu Demir; aile içi iletişimde bel kemiği mahiyetindeki gelin-kaynana ilişkisine değinerek, “Unutmayalım ki kaynanamız (kayın anne); evvela eşimizin annesidir ve eşimiz indinde olduğu kadar bizim için de değerli olmalıdır” diyor…

Firdevs Irmak; tüm toplumları tek tip haline getirmeyi ve sıradanlaştırmayı hedefleyen modernizm sistemini ele aldığı yazısında “bakış açımız, biçim ve şekillere çevrilince manevi güzelliklerimizi kaybeder olduk” sözleriyle, bilhassa bayanlara hitaben tatlı-sert sitemlerde bulunuyor…

Hacer Sara Toprak; bilhassa genç kızlara yönelik yazdığı yazısında “zora talip olmak yiğitlik, cesaret ve azim istediği gibi bir de ‘teslimiyet’ ister” diyerek göz ve gönüllerimizi, teslimiyetin ve adanmışlığın bizler için en güzel örneği olan âli İbrahim’e çeviriyor… Muhakkak ki teslimiyet imanın özüdür!

Öte yandan, siz kıymetli okurlarımız için özel bir röportaj yaptık! Aile-birey, aile-toplum ve aile-kadın rabıtasındaki psikolojik algıları konuştuğumuz Uzman Psikolog Mehtap Kayaoğlu’nun tespitlerini dergimizin 20. sayfasında okuyabilirsiniz…

Ayrıca dergimiz yazarlarından Zehra Işık Hanımefendinin babasının ve amcasının iki hafta arayla ebedi âleme intikal edişlerini teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumlara Rabbimizden rahmet, yazarımız ve ailesi için de sabır diliyoruz…

Dergimizde; şiir, öykü, yemek tarifi, pratik bilgiler gibi daha birçok konuyu da bulabileceğinizi hatırlatarak dua talebimizi de, ‘Mü’minin silahı’ olduğu bilinciyle yineliyoruz… ALLAH’a emanet olun…

Editör

Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*******
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 3759
Konu Sayısı : 310
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 202

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : 19 Şubat 2012, 00:31:46 »

Bize daha ilk sayısı bilene ulaşamadı...
Ah şu getiren Abiler..!
Kayıtlı
Wefa'in İmzasi


..
Gözlerden akan her kardeş
Damla damla değil
Kurşun kurşun vurulur göğsüme.
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #8 : 22 Şubat 2012, 14:51:02 »



Nisanur Dergisi Nasıl Bir Kadın Profili Hedefliyor?

HSH- Doğruhaber Gazetesi'nin sorularını yanıtlayan Nisanur Dergisi sahibi Saim Yüksek, Derginin nasıl bir kadın profili hedeflediği sorusuna çarpıcı bir yanıt verdi.

(Mehmet Laçin / İstanbul)

 
Genelde Müslüman aile özelde İse Müslüman kadının sorumluluk ve kadının İslam’daki yerini konu edinen Nisanur Dergisi 15 Aralık 2011 tarihinde okuyucusuyla buluştu. Ayda bir yayınlanan ve henüz üçüncü sayısı olmasına rağmen yoğun talep gören Nisanur Dergisi, içeriği, yazı ve yorumlarıyla İslam’da aile kavramını konu alıyor. İslam’da örnek aileden, kadının İslam’daki önemine, aile içi ilişkilerden, çocuk eğitimine, ev eşyaları kullanımından, yemek tariflerine kadar günlük hayatta bir kadının ihtiyaç duyabileceği tüm konulara ışık tutuyor. Biz de bu hafta Nisanur Dergisi’nin sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Sayim Yüksek ile derginin içerik, yayın politikası ve hedeflerini konuştuk.

DERGİMİZE YOĞUN TALEP VAR

Öncelikle derginizin ismiyle başlamak istiyoruz. Neden Nisanur?

Bildiğiniz gibi ‘nisa’ kelimesi Arapçada ‘kadın’ demek. Bu isim; ‘Nurlu kadın’ anlamı taşıdığı gibi kadının, afakı şavka boğacak bir konumda olduğunu da vurgular mahiyettedir. Aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’deki iki surenin (Nisa ve Nur sureleri) birleşimi olması, bu surelerde bilhassa kadınlara yönelik izahatların bulunması ve dergimizin öncelikli muhataplarının da hanımlar olması hasebiyle Nisanur ismi kabule şayan oldu!

Derginizin yayın politikası nedir, tam olarak ne amaçlıyorsunuz?

Nisanur Dergisi, kadını erkekten ayıran; ruhsal, bedensel, zihinsel ve duygusal farklılıklardan yola çıkarak tüm bunları ayrı ayrı tanımlamayı ve yozlaşmış-kalıplaşmış birtakım algıların aksine, ona İslam perspektifiyle yaklaşmayı amaçlamaktadır. Kadındaki potansiyel gücün doğru bir analizle ve bilinçli bir ‘anne’lik sıfatıyla birleşmesi durumunda, aile ve toplumun köklü bir değişim sürecine gireceğinin farkındayız. Bu bağlamda Kur’an ve sünnet çerçevesinde bir tutum sergilemeyi düşünüyor ve Rabbimizden muvaffakiyetler diliyoruz. Bizler bilmekteyiz ki, insan ancak var edicisi indinde ve nizamında asli yerini bulabilir… Hal böyleyken, kadının menşei Kur’an olan bir oluktan kana kana içmesi onun için abı hayat hükmünde olmaz mı?

Bu ay itibariyle 3. Sayınızı çıkardınız. Derginize kadınların ilgisi nasıl?

Evet, Rabbimize şükürler olsun 3. Sayımız da çıktı ve önceki sayılar gibi hayli rağbet görüyor. Sadece kadınlar değil erkekler de ilgi gösteriyor. Genç, olgun, evli, bekâr, anne ve anne adayı her kesimin ilgiyle takip ettiği Nisanur Dergisini, gelen önerileri de değerlendirerek, okuyucularıyla en güzel şekilde buluşturmaya çalışıyoruz.

MAALESEF KADIN ASLİ GÖREVİNİ BİR TARAFA BIRAKTI

Dünya geneline bakıldığında siz bugünün kadın profilini nasıl görüyorsunuz?

Günümüzde kadınların olmaları gerektiği yerde bulunmadıklarını, bulunsalar dahi kendilerine yakışmayan bir imaj takındıklarını ve en asli konumlarından basit gerekçelerle feragat ettiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Maalesef kadın, evlenip sıcak ve huzurlu bir yuva kurmanın değil kariyer sahibi olabileceği maaşı dolgun bir işin hayalini kurmakta ve anne, eş olmayı değil alımlı, güçlü(!) bir işkadını olmayı arzulamaktadır…

Bugün Müslüman kadınlara tebliğ ve davet açısından düşen en büyük görev nedir?

Müslüman kadın, evvela Cenabı ALLAH’a kul olduğunun bilincinde olmalı ve bu minvalde kendini yetiştirmeye çalışmalıdır. Kendini, hak-hukukunu bilmesi, dünya ve ahiret hayatında mutluluğu elde edebilmek için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini öğrenmesi ve gelecek nesillerin inşasında en önemli rolü üstlendiğinin farkında olması; Müslüman bir kadının olmazsa olmazıdır…

Kulluk bilinciyle hareket eden ve kendini her alanda geliştiren bir kadın evvela anne-baba ve kardeşlerine sonrasında çevresine karşı tebliğ görevini en güzel şekilde yerine getirir. Evlilik hayatına adım atmasıyla birlikte çocuklarına vereceği güzel ahlak ve eğitimle toplumu ıslah edebilir… Öte yandan, iyi bir eş olabilmesi durumunda kocasına destek olur ve onun İslam’a davet konumunu güçlendirir.

Konu komşuyla olan ilişkilerinde İslam’ı esas alan bir kadın, komşu ziyaretlerinde ve misafir ağırlayışında tebliğ fırsatı bulabilecek ve şayet donanımlıysa bu fırsatı en güzel şekilde değerlendirecektir…

GÜNLÜK HAYTA İHTİYAÇ DUYULAN TÜM KONULARI İŞLİYORUZ

Sizce kadın sadece evinde oturan, çocuklarına bakan ve hiçbir sosyal aktivitesi olmayan kişi midir?

Kadın, evvela insandır ve ALLAH (c.c)’ın, ayaklarının altına Cenneti sereceği ‘annelik’ e adaydır. Bu yönüyle de erkekten ayrılmakta ve kendisine has birtakım özellikleri-güzellikleri kuşanmaktadır. Annelik duygusunun kadına verdiği haz ve onun ‘yuva’daki konumu, başka hiçbir şeyle ve hiçbir şekilde elde edilemeyecek niteliktedir. Dolayısıyla, ev hanımı ve anne olmayı basite almak aslında kadını basite almaktır.

Ancak bu, kadının kendisini sosyal hayattan tecrit etmesi gerektiği anlamına gelmez. İnançlı, başarılı ve eğitimli bir anne sosyal hayatında da bu erdemleri sayesinde hak ettiği saygıyı görecek ve çevresiyle güzel ilişkiler kurabilecektir…

Derginizde genel olarak hangi konu başlıklarını işliyor ve işlemeyi düşünüyorsunuz? Yani Nisanur okuyucusunu ne tür yazılar bekliyor?

Malumunuz dergimiz henüz çok yeni. Buna rağmen işlemeyi düşündüğümüz birçok konu başlığı da şu an mevcut. Okuyucularımız dergide; Annelik, Bir Eş Olarak Kadın, İslam Akaidi, Fıkıh Köşesi, Kur’an Hayatımızın Kaynağı, Sünnet, Tarih Bilinci, Aile, İz Bırakan Kadınlar, Kadının Davetteki Yeri, Hicab, Adab-ı Muaşeret, Çocuk Terbiyesi, Gündem, Sağlık Köşesi, Eşyaların Bakım ve Kullanımı, Röportaj, Şiir, Öykü, Yemek Tarifleri, Dua ve Zikirler başlıklarını bulabilecekler… Bunların yanı sıra bir kadın için gerekli gördüğümüz diğer konuları da ele alacağız inşALLAH.

Bu sayımızda ‘aile içi iletişim’ başlığında gelin-kaynana ilişkilerinde dikkat edilmesi gereken mevzulara bir giriş yaptık ve önümüzdeki sayılarda bu konunun tüm yönlerini detaylıca işlemeyi düşünüyoruz.

Nisanur Dergisi nasıl bir kadın profili hedefliyor?

Nisanur Dergisi, adı üstünde, bir kandil misali; kendisini, ailesini, çevresini ve dolayısıyla tüm dünyayı aydınlatacak bir kadın profili hedefliyor. Bu bir bakıma imkânsız ya da abartı gibi görülebilir. Ancak biz, kadının asli yerine oturtulması ve kendisinin de Rabbi indindeki konumunu idrak etmesi durumunda özel ve genel manada çok köklü değişimlerin olacağını ve toplumun topyekun maslahatının mümkün olacağını düşünüyoruz…

Doğruhaber
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #9 : 26 Şubat 2012, 22:50:12 »

derginin ilk sayısının yayınlanan reklamı

Nisanur Dergisi İl Sayı www.ekvatortv.com
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 852
Konu Sayısı : 104
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 55

Kişisel Mesaj : Dava Arkadaşım
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #10 : 27 Şubat 2012, 10:22:46 »

abone olanların veya dergiyi alıp inceleyenlerin yorumlarını bekliyoruz...
Kayıtlı
Selamoğlu'in İmzasi

"""DUYGUSALLIK NAMINA KAFİRİ-MÜMİN, HAYİNİ-HATALI GÖREN ,ÜMMET BİLİNCİ"""
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2249
Konu Sayısı : 399
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 98

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : 02 Mart 2012, 23:27:31 »

Çok faydalı dolu dolu olan bir dergi..Ben çok beğenerek ve severek okuyorum..

Abone olmayan yada daha alıp okumayan varsa şiddetle tavsiye ediyorum...
Kayıtlı
Aşk-ı Şehadet'in İmzasi



Biz, ALLAH’tan başka sahibi olmayanlarız. (Ali Şeriati)

вιя gєηç кιzιη єη güzєℓ gєℓιηℓιğι şєнα∂єт gєℓιηℓιğι∂ιя...
****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 852
Konu Sayısı : 104
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 55

Kişisel Mesaj : Dava Arkadaşım
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #12 : 03 Mart 2012, 14:42:14 »

Çok faydalı dolu dolu olan bir dergi..Ben çok beğenerek ve severek okuyorum..

Abone olmayan yada daha alıp okumayan varsa şiddetle tavsiye ediyorum...


Bende öyle ümid ediyorum..
Ondan dolayı bir okuyucunun yorumuna ihtiyaç duydum..
Kayıtlı
Selamoğlu'in İmzasi

"""DUYGUSALLIK NAMINA KAFİRİ-MÜMİN, HAYİNİ-HATALI GÖREN ,ÜMMET BİLİNCİ"""
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2249
Konu Sayısı : 399
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 98

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #13 : 03 Mart 2012, 15:07:03 »

Haklısınız abi...
Kayıtlı
Aşk-ı Şehadet'in İmzasi



Biz, ALLAH’tan başka sahibi olmayanlarız. (Ali Şeriati)

вιя gєηç кιzιη єη güzєℓ gєℓιηℓιğι şєнα∂єт gєℓιηℓιğι∂ιя...
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #14 : 03 Nisan 2012, 14:39:26 »

Nisanur dergisinin web sitesi yayında!

http://www.nisanurdergisi.com/


Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #15 : 03 Nisan 2012, 15:36:42 »

derginin önceki sayılarını buradan online okuyabilirsiniz.

http://www.nisanurdergisi.com/Inzar-dergisi/


Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #16 : 09 Nisan 2012, 15:36:25 »



Hayat Sınavı ve Ölüm Gerçeği!

Öyle bir üniversite sınavı düşünelim ki, sınav için hazırlanmış büyük bir salon olsun. Salonun birtarafında öğrencilerin sorularını rahat çözebilmeleri için yerleştirilmiş masa ve ...

“Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden;
Soruversem; haberin var mı öleceğinden?” (N.F.K)


Öyle bir üniversite sınavı düşünelim ki, sınav için hazırlanmış büyük bir salon olsun. Salonun birtarafında öğrencilerin sorularını rahat çözebilmeleri için yerleştirilmiş masa ve sandalyeler, öğrencilere cevaplayamadıkları sorularda yardımcı olmak için bekleyen birçok öğretmen ve soru kitapçıklarında bulunan bütün soru cevaplarının içerisinde mevcut bulunduğu kitaplar…

Diğer tarafta ise ilgi çeken, nefse hitap eden, birbirinden güzel mücevherler, kokular, yiyecekler, içecekler, konforlu ve lüks yataklar ve kanepeler, kıyafetler ve daha neler neler… Öğrenciler istedikleri takdirde hepsinden defaydalanabilirler fakat sadece salon sınırları içerisinde ve sınav süresince. Aynı zamanda daha önce sınava girip kaybetmiş ve sınava her girenin kaybetmesi için çabalayan bir öğrenci ve içerisinde her sorunun yanlış bir cevabı bulunan kitaplar…

Her kişiye tayin edilen farklı bir sınav süresi ve farklı bir soru kitapçığı vardır. Sınav on dakika da sürebilir, on saat de… Ve her öğrencinin bu sınava bir defa giriş hakkı vardır. Bu bilgiler sınav öncesi bütün öğrencilere verildiği halde;

Hangi öğrenci sınav kitapçığını bir tarafa bırakır da oyalayıcı eşyalara yönelir? Hangi öğrenci kendisine yardım etmek için etrafında pervane olan öğretmenler dururken daha önce sınava girip kaybetmiş ve herkesin kaybetmesini isteyen bir öğrenciye kulak verir? Hangi öğrenci içerisinde her sorunun doğru bir cevabı bulunan kitaplar dururken bütün soruların yanlış cevaplarını barındıran kitapları kaynak olarak tercih eder? Hangi öğrenci heran sona ermesi muhtemel bir sınavda zaman kavramının ehemmiyetini göz ardı eder veya sınavda olduğunu bir an dahi unutabilir? Hangi öğrenci birkaç dakikalığına nefsini tatmin etmeyi bir defa girme hakkı bulunan bir sınavı kazanmaya tercih edebilir? Ve hangi veli buna rıza gösterir? Yanıtlanması için uzun süre düşünülmesi gereken sorular değil bunlar. Zira “ben kaybedenlerden olmak istiyorum” diyen bir öğrenciden başkası bu saydıklarımın hiçbirini yapmaz.

Peki, mükellef olduğumuz sürece her anı bir sınav olan, bütün sınavları bünyesinde barındıran, neticesi üniversiteye girmek veya girmemek değil, cennet veya cehenneme girmek olan, daha da önemlisi ALLAH (c.c)’ın cemaline kavuşmak veya kavuşamamak olan hayat sınavımızda “ben kazananlardan olmak istiyorum” diyenlerden miyiz yoksa “ben kaybedenlerden olmak istiyorum” diyenlerden mi? Söylediklerimizden ziyade yaptıklarımızda ve yapmadıklarımızda ararsak, ancak o zaman verebiliriz bu sorunun cevabını!

İsa aleyhis-selam bir yerden geçerken bir kafatası gördü. Ona ayağı ile vurarak: “ALLAH(c.c)’ın izni ile konuş!” dedi. Kafatası ALLAH (c.c.)’ın söyletmesi ile dile geldi ve şunları söyledi: “Ey İsa, ben, şu zamanın şöyle şöyle hükümdarıydım. Bir ara başımda tacım, etrafımda muhafızlarım, yakınımda hizmetçilerim mülkümün sarayında oturuyordum. Birden ölüm meleği geldi. Her azam benden ayrıldı. Onun yanında durdu. Sonra canım çıkıp ona gitti. Keşke bütün bu askerler, hizmetçiler ve tahtım benden uzak olsaydı. Bu öyle bir musibettir ki günahkârlar ona duçar olur. İtaatkâr olanlara da ders-i ibret olarak kâfidir. Peygamberler sadece ölüm anındaki sıkıntı ve sarhoşluğu anlattılar. Böyle ölüm meleğini müşahede eden kimsenin o anda duyacağı korkuyu anlatmadılar. Eğer kişi onu bu suratla rüyasında görse, bundan sonraki ömrü gamlar ve kederlerle dolu olurdu. Ya ölüm anında görenin hali nice olur? ALLAH(c.c.)’a itaat edenlere gelince, onlar ölüm meleğini en güzel surette görürler. Şu kısa, hangi an sonlanacağı meçhul, içerisindeki nefse hitap eden en güzel şeylerin dahi, geçici ve sadece imtihan için bir vesileden ibaret olduğu dünya hayatını ahirete değişen ve bu hal üzere ölen her kişinin hali budur.”

Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Eğer hayvanlar sizin gibi ölümü bilselerdi, siz hiçbir zaman yağlı et yiyemezdiniz.” (Beyhaki)

Rasûlullah(s.a.v) (s.a.v), “Eğer hayvanlara da sizin gibi irade verilseydi” demiyor. “Eğer sizin gibi yaptıklarından ve yapmadıklarından sorguya çekilecekleri bildirilseydi” demiyor. “Eğer sizin gibi kabir azabından haberdar olsalardı” demiyor. “Eğer akıbetlerinin cennet veya cehennem olacağını bilselerdi” de demiyor. Çünkü hayvanlar öldükten sonra toprağa dönüşecek olan canlılardır. Durum bu iken dahi öleceklerinden haberdar olsalardı eğer, bir şey yiyemezlerdi diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v).

Peki, biz insanlara ne oluyor da dünyanın görünüşüne aldanıp ahiretimizi unutuyoruz? Bizden önce dünya hayatında mağrur olanların yine bizden önce kara toprakta kaybolduğunu görüyoruz da neden ibret almıyoruz? O kimseleri ki omuzlarımızda sırtlayıp kabre biz götürüyoruz ama gözün siyahının beyazına yakınlığından daha çok bize yakın olan ölümün her an bize de uğrayabileceği gerçeğini neden düşünmek dahi istemiyoruz? Biz ölümü unutunca ölüm de bizi mi unutacak zannediyoruz acaba!

Dünya misafirhanesinde kapımızı çalacak olan en son misafirimiz Melekü’l- Mevt’i her birimizin mütebessim bir çehreyle “Hoş geldin!” diyerek karşılayabilmemiz duasıyla…

Rümeysa Durmaz / Nisanur Dergisi - Mart 2012
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #17 : 16 Nisan 2012, 19:23:04 »

Nisanur Dergisi Nisan Sayısı Çıktı

Yazar kadrosunun tamamını hanımların oluştuğu aile ve eğitim dergisi Nisanur'un Nisan sayısı çıktı. Kutlu doğum coşkusunun kapağa taşındığı derginin bu ayki söyleyişi Araştırmacı-Yazar Emine Şenlikoğlu ile gerçekleştirilmiş.

İSTANBUL-
Merkezi İstanbul'da bulunan ve yazar kadrosunun tamamını hanım yazarların oluşturduğu Nisanur Dergisi'nin Nisan sayısı okurlarıyla buluştu.

Geçtiğimiz Aralık ayında yayın hayatına başlayan derginin 5. sayısı her ay olduğu gibi bu ay da dopdolu. Nisan ayının aynı zamanda Kutlu Doğum ayı olması münasebeti ile derginin ağırlıklı konuları Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in kutlu veladetleri üzerine işlenmiş.

Derginin Nisan Sayısından Kısa Kısa
 
Rana Çeçen; "Bunca Kur'an okuma aşkına rağmen, salâvatlar okuma yarışına rağmen neden hayatlar hala Kur'an'sız ve Sünnetsiz?" sözleriyle, 'öz' güzelliğini ve gerekliliğini vurguluyor…

Nevin Yapıcıoğlu; "Kamil insan denilince, kulluğuyla ALLAH'ın (c.c) bütün isimlerine ayinedarlığı en mükemmel şekliyle gerçekleştiren Efendimiz (s.a.v) akla gelir" diyerek bakışlarımızı o 'Nak-ı Azam'a çeviriyor…

Rüveyda Önen; "Her diri ölür… Her yeni eskir… Her yaşlı göçer… Ben de öleceğim! Fakat senin gibi temiz bir evlat bırakacağım için adım asla ölmeyecek!" diyen kutlu anne, Hz. Âmine (r.anha)'yi ve ciğerparesine olan sevgisini anlatıyor…

Adalet Şakir; "O Geliyor Denilseydi!" başlıklı yazısıyla, O'na sevdalı gönüllerimizi coşturuyor…

Bunların yanı sıra, "Evliliğimizin en güzel yıllarını; kavga, küslük ve takıntılarla geçirirsek diğer yıllara ne bırakacağız?" sorusuyla 'Aile Nimeti'ne dikkat çeken Firdevs Irmak; ailemizle yeterince alakadar olmamamız durumunda pişmanlıklar yaşayabileceğimizi hatırlatıyor…

Ayrıca derginin bu ayki sayısında Araştırmacı-Yazar Emine Şenlikoğlu ile bir söyleşi yapılmış… Söyleyişi de Emine Şenlikoğlu'nun evliliğe dair bakış açısı, gençlere bu yöndeki tavsiyeleri, tesettürdeki yozlaşmayı ve yeni çıkan kitaplarına yönelik bilgileri yer alıyor.

Derginin Web Sayfası Yayına Başladı
Çocuk eğitimi ve gelişimine, aile içi iletişime, mutfağa, sağlığa, şiire ve hikâyeye dair daha birçok konuyu da içinde barındıran derginin web sayfası (www.nisanurdergisi.com) geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başladı.

(Hamdullah Sevim - İLKHA)

Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #18 : 04 Mayıs 2012, 14:01:35 »



Nişanlilik Deneme Süreci Değildir!

Araştırmacı-Yazar Emine Şenlikoğlu Hanımefendi ile evliliği ve çalkantılı dönemlerini, bu noktada bilhassa genç kızların nelere dikkat etmesi gerektiğini konuştuk.


Evliliğin temel kaide ve kurallarına riayet edilmediği sürece hiçbir evlilikte huzur olmayacağını belirten Şenlikoğlu; “En başta eşler arası uyum çok önemli. Hem kültürel denklik olacak hem ekonomik denklik. Bu denklik olmasa bile en azından taraflardan biri diğerine göre çok fakir olmamalı. Ya da biri köylü biri şehirli olmamalı” diyerek bu farklılıkların doğurabileceği sonuçlara değindi.

Sizleri; nişanlılık süreci ve öncesi, tesettür ve ondaki yozlaşma, yeni kitap çalışmaları minvalinde devam eden söyleşimizle baş başa bırakıyoruz…

Hocam, “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar” isimli ilk kitabınız hem sizin hem de okuyucularınızın hayatını büyük oranda etkiledi. Bize bu kitabın yazım sürecini anlatır mısınız?

Öncelikle derginiz hayırlı olsun. Nisanur, çok güzel bir isim. İnşALLAH hayallerinizden daha güzelini meydana getirirsiniz ve eğilip bükülmeden, duruşu haktan yana olan bir dergi olur.

Bu kitabın serüveni konferanslara başladıktan sonra soruları tespitimle başladı. Her yerde aynı sorular vardı. ‘Kaza-kader nedir? Kızların kısmetini ALLAH mı yazar, kul mu yazdırır? ALLAH neden görülmüyor? Büyü nasıl bozulur? Cennet-cehennem nerde?’ gibi sorular. Tüm bu soruları topladım. Başka yazarlara yazdıracaktım ama olmadı, kimse kabul etmedi. Ben de yazar olmadığım için kendime güvenemedim. Ama şiir yazardım... Kimseyi bulamayınca bir sabah kendim yazmaya başladım ‘ya ALLAH bismillah’ diye. ‘Rabbim! Türkçem biraz bozuk ama Sen dilersen etkisini gösterirsin’ gibi dualarla bitirdim kitabı. Ama daha öncesinde piyasada ne tür kitaplar var diye bir araştırma da yaptım ve eksikleri tespit ettim. Bu şekilde çıktı kitap. Sonrasında cezaevine girdim yazdığım bu kitaptan ötürü. Orada da 7 kitap yazdım. Çıktım, yine yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Kitapların sayısı 85’i buldu fakat darbeler olmasaydı daha fazla yazacaktım. Tabi buna şükrediyorum. Nihayetinde bu kadar da yazamayabilirdim.

Üzerinde çokça durduğunuz bir konu da evlilik konusu. Evlilikteki çalkantıyı bilhassa “Esir Evliler” isimli kitabınızda işlediğiniz görülüyor. Evliliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Şimdi, evlilik tanımlaması görecelidir ama evliliğin temel kaideleri, kuralları vardır. O kaide ve kurallar yoksa hiçbir evlilikte huzur olmaz. Nedir bunlar? En başta eşler arası uyum çok önemli. Hem kültürel denklik olacak hem ekonomik denklik. Bu denklik olmasa bile en azından taraflardan biri diğerine göre çok fakir olmamalı. Ya da biri köylü biri şehirli olmamalı. Ben önceden böyle düşünmezdim. Bir erkek köyden gelmiş olsa da şayet kişilikliyse, kendini yetiştirmişse hiç fark etmez, diyordum. Ama gördüm ki fark ediyor. En başta erkek kompleks yapıyor. ‘Karım beni küçük görüyordur’ diye başlıyor vesvese. Ondan sonra kadının burnundan getiriyor. Birkaç evliliğe şahit olunca ondan sonra Hadisi Şerifi idrak ettim. Gerçekten kültürel denklik de çok önemli! ‘Başka yerden almak caiz değil mi?’ caiz ama ‘Kendi örf ve ananenizden alın’ tavsiyesi boşuna yapılmamış.

Bundan sonraki süreçte iyi niyet tabi ki çok önemli! Her konuda doyumlu olmak, ‘gözü tok’ olmak çok önemli! Kişinin arzularına göre yaşamaması, yaşantısına ve arzularına ALLAH (c.c)’ın istediği nuru, ALLAH (c.c)’ın istediği rahmeti karıştırması gerekiyor. Kişi, hayatı zevk odaklı takip etmeye başlarsa üstesinden gelinemez ve hiçbir zaman için o ailede huzur olmaz. Aza kanaat etmeyi iki taraf ta çok iyi bilecek. ALLAH (c.c)’tan korkacak.

Ondan sonra hep ‘saygı, saygı’ denir ya hakikaten de öyle. ‘Say seni sayanı’ bana göre… ‘Sevme seni seveni, Mısırda sultan olsa’ değil, bence ‘Sevme seni sevmeyeni, senin kalbinde taht kursa!’ Öyle bir vakarla bunu anlatacaksın ki karşı taraf bunu bilecek. Diyecek ki ‘Benim karım…’ ya da ‘Benim kocam, ben ona önem vermediğim zaman o da bana önem vermez.’ Maalesef bunu hakkıyla yerine getiremiyor bugünün hanımları, beyleri…

Aile demek, karı-kocanın; arzularıyla görüştükleri yer, çocuklarını eğittikleri okul, sosyal olayları takip ettikleri yer, stratejilerini tespit ettikleri yer olmalı. Ama bu dava adamlarında olabiliyor işte! ‘Dava adamlığı’ da televizyon yüzünden ‘hava adamlığı’na dönüşüyor bazen. Bunun dengesini kurmak lazım.

Peki, bu noktada genç kızlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Benim ‘Kılavuz’ isimli kitabımın evlilik bahsini mutlaka okusunlar. Sema Maraşlı’nın evlilikle ilgili kitabını ve Ahmet Bulut’un ‘Aşkın Ev Hali’ isimli kitabını okusunlar. Evlenmeden önce ve nişanlıyken evlilikle ilgili en az 20 kitap okumalarını tavsiye ediyorum, genç kızlara ve genç erkeklere… Bakın, ‘en az’ diyorum. Zira donanım ne kadar güçlü olursa idare etmek, yönlendirmek o kadar güçlü olur. Kadın erkeği, erkek kadını aslında gizlice yönlendiriyor. Bilinçli olursa bilinçli yönlendirir, bilinçsiz olursa yönlendirmeyi yapamaz ve karıştırır. Kötü sonuçlar meydana gelir, hele çocuk olduktan sonra…

Nişanlılık deneme süreci değildir! Söz kesilmeden önce bütün araştırmaların yapılması lazım! Nişanı geri atmak kul hakkına girer. Evlendikten sonra, hevesini aldıktan sonra boşanmak ta öyle! Basit nedenlerden ötürü boşanmalar olabildiği için –ki bu vicdansızlığın sonucudur- adımlar sağlam atılmalı.

Tesettürün bir bayan üzerideki maddi ve manevi tesirlerini göz önüne aldığımızda, sadece saç telini göstermemek adına verilen çabayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef tesettürde müthiş bir yozlaşma var! Ama bu konudaki bir söyleşimde insanlar bana ‘gıcık’ olsunlar diye sözlerimi kırpmışlar. Ve öyle bir şey bırakmışlar ki, yozlaşmış tesettürle şimdilik örtünen kardeşlerimin bana düşmanca bakmasına sebep olacak bir şekle getirmişler röportajı. Ben yozlaştırılmış tesettürün ‘tesettür’ olmadığını anlattım ama dedim ki, ‘Eğer kendini alıştırmak için, bir ara süreçte bunu giyiyorsa bu insan yine de kârlıdır.’

Ancak tesettür; erkek-kadın, ikisinin el ele verdiği suçtan dolayı çok çığırından çıkartıldı. Adamakıllı zıvanadan çıkan tesettürler (!) var! İç giyimi belli tesettürlüler (!) var. Bu tesettür olabilir mi? Tesettürün farzlarından biri bol olmasıdır. Bir tesettür bol değilse buna ‘Tesettür kurallarına riayet ediyor’ denemez! Tesettür bir görüntü, içte başlıyor yıkım! Dışla uğraşmayalım. İç yıkılmadan dış yıkılmaz. Dışın aşırı süsü, için harabe olduğunu gösterir.

Buraya nerden geliniyor? Erkekler televizyon izleye izleye; pudralar içindeki, kadife gibi cildi seyrede seyrede kadınlara da kompleks verdiler. Devamlı surette elbiseyi, dış görünümü ön plana çıkaran bir yarış var TV’de. Ve öyle bir psikoloji veriyor ki insana; ‘Şayet giyimin mükemmelse sen iyi bir insansın, değilse değilsin. Modayı takip ediyorsan kültürlüsün, etmiyorsan cahilin tekisin!’ gibi imajlar verile verile aldanma da oluyor.

Neden aldanılıyor? Tam iman ederek, tesettür kurallarını bilerek iman edildiyse tasdiki iman olur. Taklidî iman söz konusu olduğunda ise; tamam, kişinin içinde iman var ama gördüğü gibi alıyor o modeli ve tesettür diye uyguluyor. Bunun tesettürle alakalı hadislerin ve ayetlerin yeterince bilinmemesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Ve tabi tesettürün farz olmadığını iddia eden dinsiz, imansız din adamlarının (!) da rolü büyük bunda! Bir Müslüman kayıtsız şartsız olarak bir tek ALLAH (c.c)’ı dinler, O’nun kurallarını kayıtsız şartsız kale alır. Şayet uyanık bakış açısıyla bunlara riayet edersek her şey çok farklı olur. Çok hafif sürme çekmek başkadır, gözü boyamak başkadır. ‘Şık’ giyinmek başkadır, ‘şuh’ giyinmek başkadır. ‘Şık’ ile ‘şuh’ arasındaki farkı ayırt etmemiz lazım! Şimdilerde tesettüre girip, ‘şık’ olup ‘şuh’ olmayanlar arttı elhamdulillah.

Bazı STK’lar TESSEP adı altında; Müslümanların inançlarını hayatın her alanında özgürce yaşamasına, Müslüman kadının tesettürünü her an ve her durumda muhafaza edebilmesine, her Müslüman kadının bu ulvi güzellikten payidar olabilmesine yönelik ve henüz tesettüre girmemiş bayanlara da bu bilinci aşılamak (onları dışlamaksızın) adına ciddi bir süreç başlattılar-çalışmalarını sürdürüyorlar. Kamuoyunda hayli destek almasının yanı sıra tesettür düşmanı çevrelerce tepkilere neden olan bu açılıma sizin yaklaşımınız nedir?

İlahların saltanatına aykırı bir şey yaparsanız kıyamet kopar tabi(!). Siz, İslam’ı hayatın her alanına yerleştirmeye ne diye kalkışıyorsunuz ki(!)? Sizin, size ait olmayan bir ülkede size ait olmayan devlet dairelerinde ne işiniz var(!)? Siz, nasıl olur da ‘Biz varız, buradayız’ dersiniz(!)? Siz haddinizi bileceksiniz, bilmezseniz böyle olur işte(!).

Hakikaten de bu çok mühim bir nokta. Bu alanda Müslümanların her vesileyi çok iyi değerlendirip çokça çalışması lazım! Tabi başı açık olanları da rahatsız etmeksizin!

Malumunuz Kutlu Doğum ayındayız. Baharın dirilten rayihası MUHAMMEDi kokuya bürünerek göz ve gönüllerimizi kuşatmış durumda. Bilhassa Doğudan yayılan ve meydanlara bile sığmayıp taşan bir coşku var. Son yıllarda gündemi ne kadar takip ettiniz (yurt dışında olmanız hasebiyle) bilmiyorum ama geçen yıl Diyarbakır’da yüz binlerle ifade edilen sayıda insan toplandı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

‘Doğudan yayılan’! Zaten ben bir roman yazıyorum. O romanın bir yerinde şöyle bir şey geçiyor. ‘Yeşil güneş doğuda parlıyor’.

Kitaba isim olacak mahiyette bir cümle!

Evet, bunu kapağa yazmayı da düşündüm aslında. Bu arada bu kadar kişinin toplanması ne kadar harika bir şey! MaşALLAH, barekALLAH… Bu etkinliklerin sadece bir haftayla sınırlı kalmayıp tüm bir zamana yayılması, sünnetin her alanda icra edilmesiyle elzemdir.

Peki, yeni kitap çalışmanız var mı?

Şimdi, benim kitaplarımın hepsi gerçek hayattan alıntı. Hiç kurgu romanım yok. Şu an üzerinde çalıştığım iki kitap var. Birine başlayalı yaklaşık bir yıl oldu. Üzerinde çalışıyorum, çok harika oluyor ve Romanlarımın en güzeli oluyor bence. Ve ilk kurgu romanım olacak inşALLAH.

İsimleri belli mi?

Belli ama değiştirme ihtimalim de var. Ama tanıtımını ‘ikiz romanlar’ diye yapacağım inşALLAH. 6 aya kadar çıkar sanıyorum. Facebook ile alakalı olan kitap hayal ettiğimden daha da güzel oluyor. Doğu ile alakalı olanının ismini ise ilk kez sizinle paylaşıyorum. Şöyle ki, kitabın kapağının bir tarafında –doğuda- parlayan yeşil güneş var, ‘Doğunun Romanı: Aramıza Kimler Girdi?’ diye yazmayı düşünüyorum. Facebook ile alakalı olanın ismi ise ‘İçimde Bir de İnsan Var’.

Son olarak, sizi çok etkileyen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Tabi, bu yeni bir olay! Avrupa’da oldu. Bir arkadaşımın vasıtasıyla bir yere gidiyorduk. Arkadaşım bir işi için çıkınca ben de arabada bekledim. Bu arada kitap okuyordum. Okumaya ara verip etrafa bir bakınayım dedim. Bir de ne göreyim! Karşı tarafta, vitrinde satılık kadınlar… Saydım, 9 vitrin. İç giyimiyle öylece durmuş müşteri(!) bekliyorlar. Öyle bir şok oldum öyle üzüldüm ki anlatamam. İçlerinden biriyle göz göze geldik. O an ellerimi havaya doğru açıp gökyüzüne bakarak ‘ALLAH var yani, sen niye bu halde buradasın?’ dedim hal dilimle. Mahcubiyetle başını önüne eğdi ve beni görmezden geldi. Çok acı bir şey!

Bu esnada şunu düşündüm. Bu 9 ( ya da 12 sayısını tam hatırlamıyorum) kadının yanına 9 tane de peçeli bayan bıraksak ve sorsak ‘Bu kadınların hangisi köle?’ diye. Batı(l) zihniyeti ne der? Tabiî ki “Peçeli olanlar!” der. Hâlbuki peçeli olan istediği gibi hareket eder… Peçeli, inancını olduğu gibi yaşamaktadır… Peçeli, erkeklerin arzularının kölesi değildir… Ama yine de peçeliye acıyacaktır, ötekini daha özgür görecektir.

İşte, ne zaman peçelinin; daha kârda, daha özgür, daha onurlu yaşadığını kabul ederse batı(l) zihniyeti, o zaman sağlanır dünya düzeni!

Bu düşüncemi daha sonra başka bir batı ülkesinde yaklaşık 15 genç kıza da açtım ve sordum ‘Sizce bunlardan hangileri köle değil?’. Bunlardan 7si ‘Peçeyi sevmeyiz ama işin aslı köle olmayanlar onlar!’ dediler. Ama diğerleri vitrindeki kızların daha özgür olduğunu söyledi. Burada vahim bir olay var, zira bunu söyleyenler Müslüman evladları. Bu da gösteriyor ki Batıdaki evlatlarımıza olsun Türkiye’de olup ta batı(l)ca yaşayan gençlerimize olsun, hala ulaşamamışız. Bu noktada Twitter’i, Facebook’u çok güzel bir şekilde takip etmemiz gerekiyor, her birimizin. Tabi ki bu bilinçle!

Çok teşekkür ederim hocam. Söylemek istediğiniz bir şey varsa, buyurun.

Ben teşekkür ederim. Okuyucularınıza da çok selam ediyorum.

Emine Şenlikoğlu Kimdir: 1953 yılında dünyaya geldi. Çocuk yaşta ailesiyle birlikte Adapazarı`ndan gelip İstanbul’a yerleşti. Daha küçük yaşta bazı çelişkileri fark etti. Büyüdükten sonra Hıristiyanlığı araştırdı. Aynı dönemde kiliselere gidip İncil’i okumaya başladı. Bu inceleme sırasında İncillerin kendi ölçüleri içinde çelişkilerle dolu olduğunu gördü. Sonra İslâm`ı incelemeye ve İslamî tahsil için yoğun bir eğitime başladı. Fıkıh, Akait gibi İslâmî temel ilimlerle meşgul oldu. Ayrıca, İlahiyat mezunu eşi Recep Özkan ve özel hocalardan dersler aldı. Araştırmacı Yazar Şenlikoğlu, 1984`de yazmış olduğu ilk kitabı; "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar" adlı kitabından dolayı 2,5 yıl cezaevinde kaldı.

İki çocuk annesi olan Şenlikoğlu; ilkokulu, İmam Hatib orta ve lise kısmını dışarıdan bitirdi. 85 kitabı bulunan ve 1985`ten beri Mektup Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yürüten yazar, Türkiye`nin çeşitli illerinde ve dış ülkelerde konferanslar veriyor.


Kendisiyle Facebook ta iletişime geçebilirsiniz: facebook.com/EmineSenlikogluHayranlari

Elif Yüksek / Nisanur Dergisi - Nisan 2012
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #19 : 16 Ağustos 2012, 00:04:55 »



Nisanur Dergisi Ağustos Sayısı Çıktı

Aylık aile, eğitim ve kültür dergisi Nisanur`un Ağustos sayısı çıktı. Derginin bu ay ki dosya konusu: Bayram... Dergi, bu ay İstanbul Müftü Yardımcısı Kadriye Avcı Erdemli ile bir röportaj gerçekleştirmiş.
15 Ağustos 2012 Çarşamba 01:08:00

İSTANBUL-
Aylık aile, eğitim ve kültür dergisi Nisanur`un Ağustos sayısı çıktı. Derginin bu ayki dosya konusu; "bayram" olurken, dergi kapağında; "Yaşanmış güzel hatıralarla yaşanılmak istenen güzelliklerdir bayram. Bazen hakkıyla kılınan bir namazken bazen de gözyaşlarıyla yıkanan bir duadır…" sözüne yer verilmiş. Ayrıca dergi bu ay İstanbul Müftü Yardımcısı Kadriye Avcı Erdemli ile bir röportaj gerçekleştirmiş.

9. sayısı ile okurların karşısına çıkan derginin bu ayki konularından bir kaçı şöyle:
Arzu Demir; bayramın, "Tuttuğumuz orucun bitişi ve dünyadaki mükafatı" olması hasebiyle önemi, güzellikleri ve rahmet yönüne değinirken, Rana Çeçen; "Ramazan bitiyor ve işler tersine dönüyor" ifadesiyle ibadetlerimizi hemen koy vermememiz gerektiğine dikkat çekiyor.
 
Firdevs Irmak; "Eşimizi, çocuğumuzu her yaptığı güzel davranış ve emek verdiği işler için takdir edelim" sözleriyle `memnuniyet` sırrını ifşa ederken, Sultan Demir de ALLAH (c.c)`a karşı yapılan ilk isyanın; hasedin bizlere bakan yönünü ele alıyor…
 
Nevin Yapıcıoğlu; ALLAH`ın mülkün gerçek sahibi olduğu hakikatini el- Melik ismi şerifi gölgesinde açıklarken, Rüveyda Önen; Hafsa binti Ömer annemizin yaşantısını anlatıyor…
 
Saadet Hale; "Müslüman kadın her şeyden önce sarsılmaz bir akideye sahiptir" derken, Esengül Özkan da bebeklerdeki uyku problemine çözümler sunuyor…
 
Nisanur`un bu ayki sayısında; Zehra Ayhan`ın kalemiyle, gönülden yakarışların yanı sıra bayrama özel tatlı ve etli dolma tarifi, çörek otunun mucizevî faydaları, şiir ve hikmetli kıssalar yer alıyor.
 
Öte yandan bu ay İstanbul Müftü Yardımcısı Kadriye Avcı Hanımefendi ile `Kadın ve bayram` üzerine bir röportaj da ya dergide yer alan yazılar arasında…
 
Nisanur Dergisi`nden Okurlarına Çağrı!

Derginin bu ay ki editör yazısında; dergi tasarımında kullanmak üzere; İslami tesettüre riayet edilerek çekilmiş aile fotoğraflarına ihtiyaç duyulduğu ve okurlarının büyük boyutlu resimleri web adreslerinden kendilerine ulaştırması çağrısında bulunuldu.
(Hamdullah Sevim - İLKHA)
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1200
Konu Sayısı : 194
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 20

Kişisel Mesaj : "Hayat; iman, cihad ve şehadettir."
Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #20 : 18 Mart 2013, 19:28:44 »



Nisanur Dergisi Mart Sayısı Çıktı

`Ailemizin dergisi` Nisanur`un Mart sayısı çıktı. Derginin bu ay ki dosya konusu SADAKAT. Dergi bu ay tanınan isimlerden yazar Gülay Atasoy ile `aile ve sadakat` üzerine bir röportaj gerçekleştirmiş.

İSTANBUL -
`Ailemizin dergisi` Nisanur`un Mart sayısı çıktı. Derginin bu ay ki dosya konusu SADAKAT. Dergi bu ay tanınan isimlerden yazar Gülay Atasoy ile `aile ve sadakat` üzerine bir röportaj gerçekleştirmiş.

Derginin editör yazısında dosya konusu olarak işlenen sadakat hakkında; "Hayatımızın her evresinde tatmak istediğimiz bir duygu! Çevremizde bulunan ve bir şekilde temasta bulunduğumuz kişilerde olmasını istediğimiz gibi bilhassa da en yakınlarımızda, eşimizde, dostumuzda görmek istediğimiz bir özellik: Sadakat… Kıymet bilirlik… Vefa…
Ancak en önce kendimizin özümsemesi gereken bir erdem… Başkalarından beklemekle birlikte, bizim de kuşanmamız gereken bir güzellik… Kendimize karşı, eşimize, çocuğumuza karşı… En başta da Rabbimize karşı… Öte yandan malumuzdur ki sadakatin bir kadın indinde bambaşka bir yeri ve önemi vardır. Öyle ki `sevgi` den sonra en sevdiği sözdür `sadakat`… Onsuz ne aşka ne yuvaya ne huzura ne de ömre kıymet biçer. Onsuz ne eşine ne çocuğuna ne acısına ne de imtihana tahammül eder" sözlerine yer vermiş.

Mart sayısından kısa kısa
Esma Akbalık, "İslam davasının yegâne gayesi; insanların kalplerini temizleyen, ruhlarını yücelten bir bağla ALLAH ile insanlar arasında hakiki bir irtibat kurmaktır" derken Arzu Demir de "Sadakat hayatın her dönemini ihata eder" ifadesiyle ailede sadakati işliyor.

Reyhan Çelebi, "Sadakat ve doğruluk tohumlarını çocuklarımızın nazenin kalplerine ekip neticeyi ALLAH`a bırakalım" derken Ruveyda Önen de "Osman`ın bende muttali olduğu şeylerden başka hiçbir kimsenin muttali olmasını istemem" diyen vefalı eş Naile binti Ferafisa`yı anlatıyor.

Sultan Demir, "Münafıklığın alameti olan yalandan kurtulmak istiyorsak vücudumuzda bulunan şu et parçasını yani dilimizi ALLAH`ın bize çizdiği sınırlar dâhilinde kullanmalıyız" derken Nurten Özer de hicabın, ALLAH`ın gönderdiği bütün dinlerde var olduğu hakikatine dikkat çekiyor.

Nevin Yapıcıoğlu, Cebbâr ism-i şerifini açıklarken Firdevs Irmak da "Sen çocuğunun ruhunu, kalbini Kur`an ile hadis ile doyur bacım" diyerek annelere sesleniyor.

Zehra Ayhan, "İman ve Küfür Muvazeneleri"nden kesitlerle ufkumuzu aydınlatırken Fahriye Genç de Kur`an`da kardeşlik dualarından bir demet sunuyor.

Tüm bunların yanı dergi yazar Gülay Atasoy ile `aile ve sadakat` üzerine yapmış olduğu bir röportaj da okurlarına sunuyor.

Bunun yanında; şiir, tefsir, sağlık bilgileri, hikmetli sözler, güzel isimler ve yemek tarifi ile dopdolu Mart sayısı tüm seçkin bayilerde. Ayrıca www.nisanurdergisi.com adresinden de derginin önceki sayılarını bulabilirsiniz.
(Hamdullah sevim - İLKHA)
Kayıtlı
kaşif'in İmzasi

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: