Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: HZ. ZEYNEP KERBELA’YI HAYKIRIYOR!  (Okunma Sayısı 6516 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
بسم الله الرحمن الرحيم
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2552
Konu Sayısı : 673
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 148

Kişisel Mesaj : “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”
Çevrimdışı Çevrimdışı

« : 04 Ekim 2007, 20:43:22 »

HZ. ZEYNEP KERBELA’YI HAYKIRIYOR!

Dr. Mahmud Hekimi

Tercüme:  Şirali  Bayat

Kufe Haklına Hitaben:

Muharrem'in onbirinci sabahı Ömer bin Sa'd, yakılmış çadırların yanındaki küçük çocuklarla kadınları çıplak develere bindirmelerini emretti. Bu kasavet ve merhametsizliğin göstergesiy­di. İbni Sa'd, Ehl-i Beyt dostlarının Kerbela faciasından haberdar olup ayaklanacaklarından korkuyordu. Bundan do­layı şehid edilenlerin ailelerinin bir an evvel Kûfe'ye götürülmesi gerekiyordu.

Muharremin onikinci sabahı, esirler kervanı Kûfe’ye vardı. Şehir halkı normal yaşamlarına devam ediyordu. Halk arasında, çeşitli söylen­tiler dalga dalga dolaşıyordu. Herkes farklı bir şekilde Kerbela faciasından söz ediyordu. Esirler kervanının acı verici bir biçimde Kûfe'ye gelmesi, halkın durumunun birden değişip pe­rişan olmasına sebep oldu.

Kerbela faciasının; o kötü katliamın gerçek­leşmesinden sonra, kervanın gelmesine şahid olan herkes ağlamaya başladı. Çünkü halkın çoğu ya Hz. Hüseyn'e karşı savaşa bizzat ka­tılmış veya fırsat kollayarak susmuş böylece olup bitenlere rıza göstermişlerdi.

Hz. Zeyneb halkın göz yaşlannı görünce çok kızdı ve onlara dönerek şöyle buyurdu:

"Yüce ALLAH'a hamd-ü sena, Hz. Peygamber ve Ehl-i Beytinin pak ruhlarına selam olsun! Ey Kûfe halkı! Ey hilekar ve düzenbazlar! Ey Mektup yazarak bizi davet edenler! Siz bizi buraya çağırdınız ve biz gelince hak dininizi ayaklar altına aldınız ve düşmanlarımızla anlaştınız.

Şimdiyse görüyorum ki, bizim başımıza gelenlere ağlıyorsunuz. Halbuki bu büyük musibeti kendi elinizle hazırladınız. Sizin kıssanız iplerini kendi eliyle toparlayıp kazak ören sonra sökerek kendi emeğini heba eden kadının durumuna benziyor.

Sizin aranızda hiç bir şey yalan ve hile değildir (hiçbir kötülüğü kötü görmüyorsunuz). Çünkü bize verdiğiniz ahdinizi bozdunuz. Her zamanki gibi yalan ve hok­kabazlıkla başka bir tutum içine girdiniz. Bukalemun gibi renk değiştirdiniz. Bazen hiç olmayan birşeyi savunuyorsunuz. Bazen satılmış yağcı köleler gibi olu­yorsunuz. Kimi zaman da kindar düşman gibi intikam peşine düşüyorsunuz.Siz az yağmurlu siyah bulut, çöplükte biten güzel çiçek gibi görünüyorsunuz. An­cak sizin içiniz boş ve koftur. Siz geleceğiniz için kötü bir zahire (vebal) kazandınız. Biliniz ki, ALLAH'ın hışmı ve gazabı sizi beklemektedir. Siz bizim kardeşlerimizi ve yardımcılarımı­zı öldüren cinayetkarlarla işbirliği yaptınız. Şimdiyse utanmadan bizim musibetimize ağlıyorsunuz. ALLAH’a and olsunki ağlamalısınız kendi ha­linze. Çünkü sizin, Resulullah'ın hanedanı­nın haysiyet ve hürmetini ayaklar altına al­manız hiçbir şeyle telafi edilemez. Siz, size gerçek rehber olan birini öldür­dünüz. ALLAH'ın Resulunun seçtiği evlatları­nın kanına elinizi boyadınız. Siz ismet ve taharet evladını takva ve fazilet sahibi kişi­leri esir ettiniz. Bu kötü amelinizin karşılı­ğında her kesin yanında rezil ve rüsva ola­caksınız. Ahirette ise, azab ve kısas sizi bek­lemektedir. Azabın gecikmesi, sizi yaptıklarınız unutuldu düşüncesine sevk etmesin. Kesin­likle böyle değildir. Zira, kahhar olan ALLAH her zaman suçlu, ve rüsva insanları takip altında tutmaktadır."


Hz. Zeyneb'in konuşması Kufe halkını kor­ku ve dehşete düşürdü, Özellikle hutbesinin sonunda şöyle buyurması:

"Ey Kufe halkı erkekleriniz bizi öldürüyor,  kadınlarınız  da buna ağlıyor. ALLAH kıyamet­te aramızda hakem olacaktır."

Hz. Zeyneb'in bu ölümsüz sözleri, bütün ira­desiz ve zillet altında bulunan halkları kına­maktadır. Özellikle zalimlerle işbirliği yapan veya sessiz kalarak zalimin zulmüne yardımcı olan, sonra da ahmakça ağlayan ve sonunda kurtuluş bekliyen toplumları kınamaktadır.

 

 

İbn-i Ziyad'ın Karşısında:

İbni Ziyad, Hz. imam Zeynel Abidin ve Zey­neb'in hükümet konağında huzuruna gelme­leri için plan hazırlamıştı. O, hükümet kona­ğında hazırladığı geniş bir toplantıda Pey­gamber'in Ehl-i Beytini küçük düşürmeyi amaçlamıştı. Bu vesileyle kendisini büyük bir makama ulaştırmayı ve Hz. Zeyneb'in halkı galeyana getiren sözlerinin etkisini azaltıp, yok etmeyi hedeflemişdi. Esirler hükümet konağına getirilmeden ön­ce Ibn-i Ziyad, gösterişli bir elbise giyerek tah­tına oturdu. O psikolojik olarak kompleksli bir insandı. Hayatı boyunca, karanlık bir geç­mişe sahip idi. Bundan dolayı da Kerbela ola­yı onun için kazanılmış büyük bir askeri başarı sayılıyordu. İbn-i Ziyad bir kaç tane alçak Kûfelli eşrafla konuşuyordu ki birden esirler konağa girdiler. İbn-i Ziyad büyük bir savaşın fatih komutanı edasıyla, esirleri görünce kahkahayla gülerek şöyle söylendi:        .

"Sizler; Yezid'in adil hükümetine karşı ayaklanan güruhun kalıntılarısınız.’’


Esirlerin önünde Hz. Imam Zeynel Abidin ve Zeyneb vardı. Hz. Zeyneb, zalim İbn-i Ziyad'ın durumuna bakınca, onun Ehl-i Beyt'in moralini bozmayı amaçladığını hemen fark etti. İbn i Ziyad Hz. Zeyneb'e dönerek şöyle dedi:

­ ‘‘ALLAH 'a şükürler olsun ki, ALLAH sizi rüsva etti ve yalanınızı ortaya çıkardı.’’

O, bu sözü söylemekle Kerbela kahramanı Zeyneb'i susturacağını düşünmüştü. Bu ani ve saldırgan tutum başkasına yapılmış olsaydı, şüphesiz etkili olurdu ancak Hz. Zeyneb cesaretle şöyle cevap verdi:

"ALLAH'a şükürler olsun ki Peygamber/ini göndererek bizi aziz ve değerli kılıp bütün kötülüklerden temizledi. Gerçek şudur ki ALLAH, alçak ve kötü insanları rüsva eder. Ancak fasık ve kötü amel sahipleri ya/an söyler, biz de böyle insanlardan değiliz ve böyle insanlar da bizden değildir."

Hz. Zeyneb'in bu peşin cevabını duyan İbni­ Ziyad çok rahatsız olup şöyle dedi:

"Gördün mü ALLAH kardeşine ne yaptı?’’

Hz. Zeyneb buyurdu:

‘‘Biz, ALLAH'tan iyilik ve güzellikten başka birşey görmedik. ALLAH onlara şehadeti takdir etmişti. Onlar da isteyerek alın yazılarına koşarak gittiler. Kıyamet günü ALLAH onları sizi adaletini icra etmek için aynı yerde toplayacaktır. Kendi yaptığına bak o zaman kıyamet gü­nünde kimin lehine hüküm verileceğini ki­min kurtulacağını bileceksin. Ve kurtuluş doğruların olacaktır... Ey Mercane'nin oğlu! Anan yasında ağla­sın senin!"

Hz. Zeyneb bu sözleriyle mağrur zalim Ibni Ziyad’ı perişan etti. Bu sözler, aslında bütün zalimleri mahkum ediyordu. Çünkü ALLAH yo­lunda şehid olmayı iyilik ve güzellik olarak ni­telemişti. Gerçekten de bir insanın, yüce bir dava uğruna şehid olması güzelliğin ve iyiliğin zirvesidir. Ancak Fatama-yı Zehra'nın kızının konuş­tuğu zalim idareci gurur ve kibirden vazgeçip hemen pes edecek biri değildi. O delicesine ba­ğırarak şöyle dedi: ‘‘ALLAH asi Hüseyn'i öldürerek bizim kalbi­mizi rahatlattı."

Hz. Zeyneb hemen karşılığını verdi:

‘‘Evet canıma yemin ederim ki, bizim büyüklerimizi öldürdün ailemizi perişan ettin. Dallarımızı kestin, kökümüzü yok etmeyi amaçladın. Eğer bunlarla kalbin rahat olmuşsa çok iyi rahatlık bulmuşsun’’.

İbn-i Ziyad Hz. Zeyneb'in bu sözleri karşısın da derin bir düşünceye daldı ve sonra şöyle dedi:

"Bu kadın babası gibi sözlerini şair gibi kafiye ve uyum içerisinde söylüyor…’’

 

 

Esirler Yezid'in Sarayında:

O gün Yezid'in sarayı zahiri bir azamete sahipdi. Etraf, renkli perdelerle süslenmiş, bütün sarayı dolduran baharın kokusu, koltuk üzerinde oturmuş dört yüz Beni Ümeyye büyüklerini sarhoş etmişti.

Emevi büyüklerinden biri diğerinin kulağına eğilerek ‘‘yeni haber var mı’' diye fı­sıldadı.

O, nefret verici bir şekilde kahkahayla gülerek şöyle dedi:

"Bana güzel haberler ulaşmıştır. Öyle ha­berler ki hatta Hz. Halife de ondan habersizdir. "

Ve o sırada saray hizmetçisinin sesi onun sözlerini böldü. Hizmetçi, giriş kapısının perdesini kenara çekerek yüksek sesle şöyle bağırıyordu

"Yaşasın, Müslümanların aziz halifesi! Yaşasın İslam'ın keskin kılıcı! Müşrik ve bozguncuları öldüren halifemiz yaşasın!’’

Bir kaç hizmetçi ve çocuk, kapının ağzında dizilerek Yezid'in girmesi için yol açtılar. Bir kaç saniye sonra Yezid, kucağında Pelid Abukays ismindeki maymunla içeriye girdi.

 Emevi büyükleri, hep beraber ayağa kalkıp, Yezid'in önünde eğildiler. Yezid, münasip sözcüklerle onlara teşekkür etmek istedi ancak çok sarhoş olduğu için müstehcen ve abuk-subuk sözler sarf etti. Ancak başıyla işaret ede­rek o alçaklara oturmalarını ima edebildi. Yezid, resmi meclislerde altın işlemeli bir aba giyiyordu. Sarışın, zayıf ve ince yapılı olduğu için bir divaneyi andırıyordu. O görünümüyle kucağındaki Ebukays adlı maymuna daha çok benziyordu. Yezid, koltuğun üzerinde oturup kendisi için hazırlanmış yiyeceklere bir göz attı. Altın ta­baklar, çeşitli yiyeceklerle doluydu. Yezid, esirleri getirilmeleri için emir verdi. Esirlerin renkleri solmuş, çok hüzünlü ve perişan bir haldeydiler. Mecliste hazır bulunanların bir kısmı çok aşağılık insan olmalarına rağmen, utançların­dan başlarını aşağı diktiler. O arada suratının çirkinliğini görenleri iğ­rendiren, kırmızı yüzlü birisi ayağa kalkıp imam Hüseyin'in kızı Fatıma'yı göstererek Yezid'e hitaben :

"Ey Emir-el Müminin! Bu kızı bana bağışlayın'' dedi.

Fatıma o kadar rahatsız oldu ki, halası Zeyneb'e dönerek, "Halacığım! Başkalarının kölesi de mi olacaktım?’’ dedi. Hz. Zeyneb çok kızgın bir halde o adama şöyle dedi: "Sus! Yezid'in böyle bir şeye hakkı yoktur'' Yezid oturduğu yerde yarım kalkarak; "Evet benim hakkım vardır, istersem böyle birşeyi yaparım'' dedi.

Zeyneb buyurdu:

"Hayır ALLAH böyle bir hakkı sana tanımamıştır. Ancak, bizim dinimizden çıkıp başka bir dine girersen bunu yapabilirsin."

Yezid gazaplanarak şöyle cevap verdi:

"Benimle böyle konuşamazsın, senin baban ve kardeşin, dinden çıktılar.''

Hz. Zeyneb, ses tonunu yükselterek şöyle dedi: ,

"Ey Yezid! baban ve sen, ALLAH'ın dinine Ceddim'in, babamın ve kardeşimin vesilesiyle girdiniz!’’

Yezid gazaplanarak Hz. Zeyneb'e şöyle dedi:

"Yalan söylüyorsun ey ALLAH'ın düşma­nı.''

Hz. Zeyneb:

Başını alay edercesine sallayarak şöyle bu­yurdu.

"Ey Yezid! Güç, hüküm senin elindedir. Zalimce haksızlık yapıyorsun ve kendi sal­tanatına güveniyorsun. '' Yezid cevap vermedi.

Meclise bir sessizlik çöktü. Adam bir daha:

''Ey Emirilmüminin, bu kızı bana bağışlayın," diyerek birdaha Ye­zid'den Fatıma’yı kendisine vermesini isteyin­ce Yezid: ''Kes sesini. ALLAH senin canını alsın'' dedi.

Kerbela kahramanı Hz. Zeyneb, utanmaz ve aşağılık Yezid'in cinayetlerine birini daha ek­lediğini görüyordu. Yezid, Şehidlerin müba­rek başlarının üzerine örtülen örtüyü kaldır­malarını emretti. Sonra elindeki sopayla Imam Hüseyn'nin mübarek dişlerine vurarak şu şiiri okumaya başladı:

"Keşke şimdi Bedirde ölen büyüklerim burada olsaydı da, düşmanlanmızın kılıç ve oklarımızın darbeleriyle nasıl feryad ettiklerini görseydiler. Sevinçle, "ellerine sağlık Yezid" deseydiler."

Yezid şiire devam edip Imam Hüseyin'e hakaret etmeyi sürdürürken aniden Hz. Zey­neb'in gür ve metin sesi sarayı titretti.

Hz. Zeyneb buyurdu:

"Alemlerin rabbi olan ALLAH'a şükürler ve Peygamber'lerin sonuncusu olan ceddim MUHAMMED'e selat ve selam olsun. O kalbi kararmış ve kötü huylu, ALLAH'ın emirlerini çiğneyen ayetlerini inkar eden kişilerine Cehennem'in yakıcı ateşinden baş­ka nasipleri bulunmaz. Ey Yezid! Zannediyorsun ki bize yeri ve göğü daraltmışsın ve bizi esir ederek şehirlerde dolaştırmakla ALLAH katında aziz ve saygın olmuşsun? Çok ahmakça bir düşünce içindesin senin. Bu insanlık dışı hareketin ne sana izzet ve büyüklük kazandırır ne de ALLAH katında bizim makam, derece ve yakınlığımızı azaltabilir. Yaptığın çirkin amelinden dolayı çok gu­rurlanıyorsun ve zannediyorsun ki bütün mutluluk ve saadeti elde etmiş, bütün dünya senin olmuştur. Biraz kendine gel, cehalet ve sapıklıktan isyan eden serkeş nefsinin inadını bırak.  Ağır ol... Acaba bu adalet midir ki, senin ailen ve hizmetçilerin perde arkasında olsunlar da, Resulullah'm kızları esir edilip, erkekleri yan­larında olmadığı halde şehirlerde dolaştırıla­rak teşhir edilsin? Ey Yezid! "Bedirde öldürülen büyüklerim olsaydılar da görseydiler!" diyorsun ve kendi­ni suçlu saymıyorsun, çok büyük bir günah işlediğini düşünmüyorsun. Bu sözlerini cen­net gençlerinin efendisinin mübarek dişlerine sopayla vurarak söylüyorsun! Nasıl vurmayasın ki? Bu pak kanları döke­rek yer yüzünün parlak yıldızları olan Abdul­muttalib ailesinin yarasma hançer vur­dun.!’’

Hz. Zeyneb, burada biraz sükut etti ve şöy­le dedi:

"Ey büyük ALLAHım! bizim hakkımızı al. Bize zulümeden, zalimlerden bizim intika­mımızı al ve bizim erkeklerimizi öldürerk kanımızı akıtanlara gazabını gönder."

Hz. Zeyneb ateşli konuşmasıyla Yezid’in üze­rine haykırıyor ve kötülüklerini bir bir ortaya koyuyordu:

‘‘Ey Yezid! Yakında ilahi adalet mahkeme­sinde yargılanacaksın. Bu cinayetleri işleme­seydim diye arzu edeceksin. ALLAHa yemin olsun ki ne yaptıysan kendi­ne yaptın, kendi kendini tırmaladın, kendi bedenine yara vurdun. Ey Yezid! Seni bu makam ve koltuğa oturtarak Müslümanların boynuna bindirdi­ler. Yakında anlayacaklardır ki, zalimlerin arasından ne kadar kötü bir zalimi seçmiş­lerdir. Ey Muaviye'nin oğlu! Yakında göreceksin ki asıl bedbaht, kimsesiz kimdir ve kim kötü bir akibete sahiptir. Ben seni muhatap alacak kadar insan gör­müyorum. Şu anda söylediklerim serzeniş ve kınamadan ibarettir. Sen elini bizim kanımıza bulaştırıp kahraman erkeklerimizin pak be­denlerini yerde bıraktın. Şimdi bizim esaretimizi ganimet saydınız. Fazla geçme­den bu kötü işi yapanlar bunun bedelini ödeyeceklerdir. ALLAH kendi kullarına zulüm ve eziyet etmez. Biz, ona şikayetimizi bildiriyor ve ona sığını­yoruz. Sen de elinden geldiği kadar bizimle düş­manlık yap, hile ve hakkabazlığa baş vur. Ancak ALLAH'a yemin ederim ki, bizim adımı­zı silemeyceksin ve bizim vahiy nurumuzu söndüremeyceksin. Ey Yezid! Bilki senin aklın çok zayıf, gö­rüşlerin ise tutarsızdır. Fazla geçmeden öm­rün tamam olacaktır. Etrafındakiler dağıla­cak ve o zaman ALLAH'ın meleği, "ALLAHın la­neti zalimlerin üzerine olsun." diye seslene­cektir. ALLAH'a hamd ediyorum ki işimizin evveli­ni saadet ve bağışlanma olarak karar kıldı ve sonumuzu da şahadet ve rahmetle ta­mamladı. Onun huzurundan şehitlerimize bol sevap ve mükafat temenni ediyorum. Ümit ediyorum ki bizi onlara layık ve gurur verici temsiciler eylesin. Zira o şefkatli ve ba­ğışlayıcıdır. ALLAH bize yeter. "

 
Kayıtlı
Ubeydullah'in İmzasi

yusuf huseyin
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 05 Ekim 2007, 15:58:38 »

ALLAHU EKBER!
YA HUSEYN SEYYİDUŞ-ŞUHEDA!
YA ZEYNEB UMMUL-MUSİBE!
ALLAH(C.C.)IM BİZİ PAK EHLİ BEYTİN VE SEÇKİN ASHABIN TAKİPÇİLERİ KIL!
Kayıtlı
بسم الله الرحمن الرحيم
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2552
Konu Sayısı : 673
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 148

Kişisel Mesaj : “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : 26 Nisan 2008, 12:34:55 »

ALLAHU EKBER!
YA HUSEYN SEYYİDUŞ-ŞUHEDA!
YA ZEYNEB UMMUL-MUSİBE!
ALLAH(C.C.)IM BİZİ PAK EHLİ BEYTİN VE SEÇKİN ASHABIN TAKİPÇİLERİ KIL!
amin inşaALLAH AMİN
her okudugumda etkilendigim bir yazı Hz.Zeyneb'in feryadı...
Kayıtlı
Ubeydullah'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #3 : 13 Aralık 2010, 21:18:28 »

Kerbela...Günlerden aşura.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 4035
Konu Sayısı : 118
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1030

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #4 : 16 Aralık 2010, 17:34:57 »

ALLAHU EKBER!
YA HUSEYN SEYYİDUŞ-ŞUHEDA!
YA ZEYNEB UMMUL-MUSİBE!
ALLAH(C.C.)IM BİZİ PAK EHLİ BEYTİN VE SEÇKİN ASHABIN TAKİPÇİLERİ KIL!

AMİN....BUGÜN GÜNLERDEN KERBELA...BUGÜN GÜNLERDEN AŞURA.....
Kayıtlı
VERA'in İmzasi

hanne nefertiti
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 16 Aralık 2010, 18:20:00 »

Kerbela...Günlerden aşura.
Kayıtlı
mizgin_turabii
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 16 Aralık 2010, 19:18:39 »


Ey rüzgar görmeyen gözlere , duymayan kulaklara ulaştır ki:’’Feryadımız dinmeyecek’’Hüseyin’in matemi hiç bitmeyecek,
« Son Düzenleme: 16 Aralık 2010, 19:30:30 Gönderen: mizgin_turabii » Kayıtlı
mizgin_turabii
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 16 Aralık 2010, 19:25:16 »

öLümSüzLüĞe uÇan kuŞun kuRsaĞınDayım DerGahıNıN meNBaHı AzıĞımDıR ya huseyn
Kayıtlı
hanne nefertiti
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 22 Aralık 2010, 20:44:59 »

http://video.google.com/videoplay?docid=-4138073729457245363&hl=tr&emb=1
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: